Çin İzlenimleri – 5: Shangai

Beş saat gecikmeli uçak yolculuğumuzdan sonra akşam saatlerinde Shangai’a vasıl olduk.

Shangai dev bir şehir. 25 milyon insan yaşıyor ve yoğun yapılaşma havalimanından itibaren başlıyor. Her yer yüksek binalarla dolu. Bu kadar insanı taşıyabilmek için şehrin büyük bölümünü kat eden yükseltilmiş yollar var. Trafik felaket. Havalimanından şehre giderken, bütün bu faktörler, bir de bulutlu ve puslu hava,  Gotham City gibi bir izlenim bıraktı bende.

Shangai dünyanın en yoğun konteyner limanı. Meşhur Yangze nehrinden gelen mallar buradan dünyaya sevk ediliyor. Aynı zamanda Çin’in ilk Batılılaşmış şehri. İngilizler Afyon savaşları sonrası burayı serbest ticaret bölgesine çevirmiş. İngiliz, Amerikalı ve Fransızların burada kolonileri varmış. Nehrin kıyısındaki Bund bölgesi, Avrupa stilindeki binaları ile bu döneme tanıklık ediyor.

İnanması güç, ama bu manzara Shangai'dan.

İnanması güç, ama bu manzara Shangai’dan.

Son yıllarda çok sayıda gökdelen yapılmış. Uluslararası şirketlerin kendi binaları var. Çin ile iş yapmak isteyenlerin birinci adresi Shangai, belli ki.

Şehir, Schenzen’den farklı olarak daha fazla karakter sahibi. Hissedebildiğim kadarıyla, bu oldukça özgün, kozmopolit bir karakter. Batılı yönü baskın, ama Çin’in etkilerini taşıyan bir batılılık.

Modern bir büyük şehirden bekleyeceğiniz gibi, şehrin merkezinde parklar, şık alışveriş bölgeleri, bizim İstiklal Caddesini hatırlatan büyük yaya caddeleri, büyük kamu binaları var. Çin tarihini yansıtan eser ise pek az. Öyle ki, turistler gezecek yer bulsun diye eski tarz mimaride bir mahalle yapmışlar ve turistik dükkanlarla doldurmuşlar. Biz oradayken, turistlerin çoğu Çinliydi.

Shangai’da sokakta yürümek kolay değil. İki adımda bir birileri size yaklaşıp elindeki kataloğu gösterip bir şeyler satmaya çalışıyor. Pazarlanan portföy hep aynı: Saat, çanta ve bunlara ilgi göstermezseniz son koz olarak masaj.

Shangai ziyaretimizin bizim açımızdan en heyecan verici anısı, bilişim sektörünün efsanelerinden Dr. Leonard Liu ile tanışmamız oldu. Leonard’ın babası, Çan Kay Şek’in kabinesindeymiş. Komünist güçlere yenildikten sonra Taiwan’a kaçmışlar. Leonard, Princeton Üniversitesinde doktora yapmış ve ABD’de kalmış. IBM’de SQL’i yazan ekibin başındaymış, IBM arge birimini kurmuş. Sonra Taiwan’a dönmüş,  Acer ve başka şirketleri yönetmiş. Çin dünyaya açıldıktan sonra da anavatanına dönmüş ve 70’li yaşlarında olmasına rağmen ABD’ye iş yapan bir yazılım şirketi kurmuş, şirketi 1000 kişiye getirmiş. Bu şirketi Çin yazılım endüstrisi için bir okul olarak konumluyor ve Çin’i yazılımda da birinci lige taşımayı hedefliyor. Anladığım kadarıyla Leonard gibi ABD ve Taiwan’da dünya çapında başarı kazanmış pek çok Çinli yönetici, anavatana dönüyor ve bunu milli bir görev olarak algılıyor.

Leonard 75 yaşında, ama bizden genç duruyor maşallah.

Leonard 75 yaşında, ama bizden genç duruyor maşallah.

Leonard ile uzun bir öğlen yemeği yedik, tesadüfen çeşitli ortak noktalarımız olduğunu keşfettik ve Çin bilişim sektörünü belki bir nebze daha anladık. Bu izlenimlerimi dizinin son yazısında paylaşacağım.

Yarın: Beijing ve Son İzlenimler

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s