Mimar Sinan Camii ve iBooks’un Ortak Meselesi

Apple’ın tasarım odaklı bir şirket olduğu, donanımlarındaki minimalist ve çağdaş tasarımların bilgisayar kullanım deneyimini farklı bir boyuta taşıdığı yadsınamaz.  Gerçekten de bir iPad veya iPhone’u elinize alır almaz farkı hissediyorsunuz.  Her açıdan özenle tasarlanmış, ağırlık dağılımı bile optimize edilmiş yenilikçi tasarımlı bu cihazları kullanmak insana mutluluk veriyor.  Bazı görevleri iPad’da yapmak PC’ye gore daha zor olmasına rağmen, kendimi  pek çok zaman iPad’i tercih ederken buluyorum.

Aynı şeyi Apple’ın app’leri için söylemek ne yazık ki kolay değil.  Hele bir iBooks var ki…

Türkiye’den iBooks kitapları almak mümkün değilse de, iBooks PDF’leri saklamak ve okumak için de iyi bir araç olduğundan dolayı sıkça kullanıyorum.  … Ve uygulamayı her açtığımda karşımda en ucuz laminattan  daha ucuz bir sahte ahşap görüntüsüyle karşılaşıyorum.  Maddi bir zaruret olmadığı takdirde hiçbirinizin evinize koymayacağınızdan emin olduğum bu kütüphane müsveddesini Apple nasıl yaygın kullanılan bir uygulamasının arayüzü yapıyor, anlamak mümkün değil.  Elektronlar ücretli olsa, daha iyi elektrona parası yetmedi diyeceksiniz, ama o da değil.  🙂

Aşağıda linkini verdiğim makale bu meseleye parmak basmış.   Bu sahte gerçeklik görüntüsünün Apple yazılımlarında yaygın olduğunu ortaya koyuyor ve Apple’ın bu alandaki tasarımlarının Microsoft’un Windows 8 ile getirdiği yeni soluğun çok gerisinde olduğunu  -bence doğru olarak – saptıyor.  Sorun, iBooks’un benzetildiği kütüphanenin güzel bir kütüphane olmaması, ya da benzetmenin iyi yapılmamasından ibaret değil.  iBooks sanal ortamda bir kütüphane diye arayüzünü ahşap bir kütüphaneye benzetme çabası, tutmuyor.

Mimar Sinan Camii bunun neresinde diyeceksiniz.  Önce Mimar Sinan Camii’ni hatırlayalım.  Batı Ataşehir’de yakın zamanda hizmete açılan bu camii, Mimar Sinan’ın başyapıtlarından Selimiye Camii’ne öykünerek, klasik Osmanlı tarzında tasarlanmış.  Basında hakkında çok yazıldı çizildi.  Sinan’ın eserlerine ve tarzına bire bir benzeterek, ama günümüzün malzeme ve inşa tekniklerini kullanarak gerçekleştirilen bu eserin estetiğinin, Camii bir kusur içermemesine rağmen, pek çok yorumcunun içine sinmediği anlaşılıyor.  Ahmet Hakan, Hürriyet’teki yazısında şöyle diyor:

İLK HİS: Selimiye’ye girince “vay be” diyorsun… Süleymaniye’ye girince şöyle bir sersemliyorsun… Ataşehir’deki Mimar Sinan Camii’ne girince ise yeni yapılmış inşaat kokusu ile kullanılmamış halı kokusunun ortasında kalıp “iyi bir işçilik çıkarmışlar” diyorsun. Ötesi yok…

iBooks ile paralelliği sanıyorum görüyorsunuz: Fiziksel olmayan kütüphanenin, fiziksel kütüphaneye benzetilmesi; Mimar Sinan’ın çağında, Mimar Sinan tarafından yapılmamış Camii’nin, Mimar Sinan Camii’ne benzetilmesi.

Olmadığınız şeye öykünmekte, ondan ilham almakta, onu mevcut bağlamın koşullarına göre dönüştürmekte bir sorun yok.   Bire bir benzetmeye, aynısını yapmaya, orijinalini yaratan bağlamdan çok farklı bir bağlamda yeniden yaratmaya kalktığınızda ise sorunlar başlıyor.

Tasarımcılar beni mazur görürlerse, özlü bir söz icat ederek bitireceğim: “Estetik sağlığınız için taklitlerden sakınınız.” 🙂

Atıfta bulunduğum yazının linki:

http://www.cultofmac.com/180084/where-microsoft-has-more-taste-than-apple/

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s