iPad mi alsam, iPad Mini mi?

ipad vs mini

3 yıl kadar iPad kullandım. iPad’imi yenileme zamanı geldiğimde, Mini’ye geçip geçmeme konusunda tereddüt yaşadım. Kararımı Mini’den yana verdim ve bir ay kadar önce de yeni cihazımı kullanmaya başladım. Benim gibi karar vermekte zorlananlar için deneyimlerimi paylaşıyorum.

Önce iPad’i kullanım biçimimden söz edeyim. Birincil çalışma ortamım bir dizüstü. iPad benim yanımda taşıdığım, daha çok internet sayfalarını ya da dokümanları okumak, e-postalarımı okumak ve yanıtlamak gibi amaçlar için kullandığım cihaz. Oyun oynamıyorum, pek video seyretmiyorum.

iPad Mini bu amaçlar için ideal ölçülerde. Tek elimde tutarak uzun süre okuyabiliyorum. iPad Air de oldukça hafif, ama büyük ekranı, kitap gibi tutup okumak için pek konforlu değil. Ayrıca, Mini’yi bir iPhone gibi iki elle tutup, düz bir zemine koymadan başparmaklarımla yazı yazabiliyorum.

Mini’nin boyutları taşımaya çok uygun. Palto cebine sığıyor. Kışın elde taşımaya son. Benim ceket ceplerime de sığıyor, ama her beden için geçerli midir, bilmem. J Kadınların el çantalarına da kolaylıkla sığar herhalde.

Yeni iPad Mini’nin retina ekranı bana büyük ekranın eksikliğini hissettirmedi. Sonuçta, üç aşağı beş yukarı karton ciltli bir kitap sayfası büyüklüğünde, yani okumak için alışık olduğumuz bir boyut. E-Posta gibi daha yoğun ekranlarda da zorluk çektirmiyor.

Benim tercihim net: Bir daha iPad’e kolay kolay geri dönmem. iPad’i birincil cihazınız olarak kullanıyorsanız, sıkça video seyredip oyun oynuyorsanız, iPad’in ekran büyüklüğü iPad Mini’nin avantajlarını gölgede bırakabilir. Onun dışında, Mini’den şaşmayın derim.

Reklamlar

Beğendiğim iPad/iPhone (iOS) Uygulamaları – 5: Yeni Eklediklerim

Blog yazmaya ilk başladığımda, sıkça kullandığım iOS uygulamaları hakkında birkaç yazı yazmıştım. Bu yazılar, artık üç yılı devirmiş olmalarına rağmen, hâlâ popüler.

iPad’de kalemle yazıp çizmek yazım özellikle çok okunuyor. Bu yazıda aktardığım gibi, bir ara iPad’i defter gibi kullanabilmek için epey uğraştım, ama zaman içinde yeniden fiziksel deftere döndüm. Moleskin’in ceket cebine giren ince defterlerinden taşıyorum, notlarımı buraya alıyorum.

Eski yazılarımda yer alan uygulamaların çoğunu kullanmayı sürdürüyorum. Flipboard tarafından satın alınan Zite gibi az sayıda uygulama ise artık geçerliliğini yitirdi. Aradaki zaman zarfında eklediğim uygulamaların kayda değer olanları şöyle:

Scannerpro: Gazete ve dergi okurken (kağıda basılı olanlardan söz ediyorum) saklamak istediğim yazıları artık kesmek yerine, iPhone veya iPad ile tarıyorum. Bunu cihazının kamerası ile fotoğraf çekerek de yapabilirsiniz, ama Scannerpro gibi tarayıcı uygulamaları özellikle siyah beyaz saklamak istediğiniz dokümanların görüntü kalitesini iyileştiriyor, ayrıca birden fazla sayfayı tek bir pdf olarak saklamak gibi özellikler içeriyor.

ScanBizCards: Fiziksel kartvizitleri saklamaya son! ScanBizCards gibi uygulamalar kartvizitlerin fotoğrafını çektikten sonra karakter tanıma özellikleri sayesinde üzerinde yazılanları anlıyor ve isterseniz doğrudan telefonunuzun rehberine ekliyor.

Box:Dropbox ile benzer işleve sahip bir bulut depolama ve paylaşım uygulaması.Farkı, 50GB’ın ücretsiz olması. J Bu kadar alan ile bilgisayarınızdaki önemli dosyaların tümünü yedekleyebilirsiniz.

Kindle:Amazon’un ünlü e-kitap okuyucusu, bir uygulama olarak mobil cihazlarda da mevcut. Yakın zamana kadar Türkiye Appstore’da yoktu, artık indirebiliyorsunuz. Dev bir kitapçı iPad’inizde.

Flickr:Flickr’ın nispeten yeni çıkarttığı iPhone ve iPad için iki ayrı uygulaması bu fotoğraf paylaşım sitesini kullanmanın en iyi yolu. Flickr instagram kadar popüler değil, ama fotoğraf meraklılarının tercihi. 1TB alan ücretsiz. Onbinlerce resim demek.

Yandex Navi; İstanbul’da yaşıyorsanız, Yandex Navi zaten hayatınızın parçası olmuştur. Fazla söze gerek yok. J

Yandex Maps: Yandex’in bu uygulaması daha az biliniyor sanıyorum. Maps’in beğendiğim özelliği, sokak görüntüleri. Yerinizden kalkmadan herhangi bir sokağa gidip, etrafı neredeyse 360 derece görüntüleyebiliyorsunuz.

Google Maps: Artık iOS üzerinde de mevcut.

Outlook: Microsoft’un iş dünyasında standart olan elektronik posta istemcisi artık iPad ve iPhone’da. Outlook’u, ikisini birlikte bir müddet deneyip karşılaştırmak amacıyla Apple’ın standart mail uygulamasının yanına kurdum. İlk bir saatin sonunda kararımı Outlook lehine vermiştim bile. Outlook elektronik postalarınızı otomatik olarak sınıflandırıyor; başka uygulamalar ile entegrasyonu ve arayüzü de başarılı.

MS Office Powerpoint, Excel, Word: Microsoft belgelerini açabilen pek çok iOS uygulaması var. Apple’ın standart mail uygulaması bile bu formatları açabiliyor. Ama biraz karmaşık bir powerpoint sunumunuz varsa, bu uygulamalar kısa kalıyorlar. Microsoft’un uygulamaları ise Windows’daki tüm işlevselliği sunuyor. Görüntüleme işlevi ücretsiz. Belge işleyebilmek için abone olmak gerekiyor.

Geçtiğimiz hafta bir iPad Mini edindim. Biraz kullandıktan sonra iPad ile Mini’nin bir karşılaştırmasını yazmayı planlıyorum.

Beğendiğim iPad/iPhone (iOS) Uygulamaları – 4: Yeni Eklediklerim

Beğendiğim iPad Uygulamaları – 3: Kalemle Yazıp Çizmek

Beğendiğim iPad/iPhone (iOS) Uygulamaları – 2: Verimlilik Uygulamaları

Beğendiğim iPad/iPhone (iOS) Uygulamaları – 1: İçerik Derleyiciler ve Dergiler

Beğendiğim iPad/iPhone (iOS) Uygulamaları – 4: Seyahat Uygulamaları

iPad uygulamaları üzerine son yazımdan bu yana epeyce zaman geçmiş.  Bu arada, hem iPad’ime hem de iPhone’uma çok sayıda yeni uygulama indirdim, bir kısmını beğendim, bir kısmını ise ilk denemeden sonra hiç kullanmadım. Seyahatlerde işe yarar bulduğum bazı uygulamalarla ilgili görüşlerimi aşağıda paylaşıyorum.

TripAdvisor: Oteller, restoranlar, gezilip görülecek yerler hakkında çok sayıda kullanıcı yorumu ve değerlendirmesi bulabileceğiniz bu uygulama, yeni gittiğiniz bir şehirde gerçekten işe yarıyor.  Lokasyon bazlı kullanma imkanı var, yani “yakınımdaki restoranlar” diye bir arama yapabiliyorsunuz.

Kayak: A noktasından B noktasına uçuş seçeneklerinin en düşük maliyetli veya en kısa olanlarını basit bir arama ile bulabildiğiniz harika bir uygulama.  Her seyahatten önce bakıyorum.  Muadilleri var, ama ben Kayak’tan memnunum.

Flightboard: Herhangi bir havalimanındaki gelen/giden uçakların çizelgesini anlık olarak görebiliyorsunuz.  Gerçekten sihir gibi. 🙂

TAV Mobile: TAV havalimanları ile ilgili yararlı bilgiler; gelen/giden uçakların çizelgesi dahil.

TripIt: Bir rezervasyon yaptığınızda, size gelen elektronik postayı TripIt’e gönderiyorsunuz; TripIt bunu seyahat planına dönüştürüyor.  Uygulamada gelecek seyahatlerinize kolayca ulaşabiliyorsunuz; paraya kıyarsanız gittiğiniz şehirle ilgili bilgiler gibi ekstraları da var.  Fikir güzel, ama Türkiye’deki havayollarının rezervasyon postalarını düzgün tanımadı bir türlü.  Farklı tecrübesi olanların görüşünü duymak isterim.

Havayollarının uygulamaları: Hangi havayolu ile uçuyorsanız, check-in ve son uçuş bilgileri için uygulamasını indirmenizde yarar var.

Seyahatler fotografsız olmayacağı için iki de fotograf uygulaması ekleyeyim:

Camera!: Standart iOS uygulamasından daha becerikli; çektiğiniz fotografı otomatik olarak optimize eden ve oldukça iyi çalışan bir özelliği var.

Snapseed: Google’ın satın aldığı bu uygulama ile fotograflarınızı kolayca “edit”leyebilirsiniz.  Kullanımı kolay, sonuçları başarılı.

İyi yolculuklar, yanınıza şarj cihazınızı almayı unutmayın! 🙂

Bu serideki diğer yazılar:

Beğendiğim iPad Uygulamaları – 3: Kalemle Yazıp Çizmek

Beğendiğim iPad/iPhone (iOS) Uygulamaları – 2: Verimlilik Uygulamaları

Beğendiğim iPad/iPhone (iOS) Uygulamaları – 1: İçerik Derleyiciler ve Dergiler

Podcast dinliyor musunuz?

Bana sorarsanız, Apple’ın medeniyete en büyük armağanlarından biri Podcast’ler.

Podcast’ler, eminim bildiğiniz gibi, iTunes mağazasından indirebildiğiniz programlar. Bunlar genel olarak dizi olarak yapılıyor. Abone oluyorsunuz, iTunes’a her bağlandığınızda yeni bölüm indiriliyor. Daha önce yüklenmiş bölümleri de istediğiniz zaman indirebiliyorsunuz. Şimdi bir de Podcast App var; podcast’in indirilmesini beklemeden de dinleyebiliyorsunuz.

Podcast’ler envai çeşit. Eğitim, haber, yorum, komedi, sohbet, müzik. Sadece ses veya video+ses olan podcast’ler var.

Podcast’leri keşfedeli yıllar oluyor. Yürüyüş ve spor yaparken, tek başıma uzunca mesafe araba kullanırken genellikle podcast dinliyorum. Benim neslim, radyoyla büyümüş bir nesil. Belki bunun etkisi, ama muhtemelen dinlediğim podcast’lerin gerçekten profesyonelce hazırlanmış olması, beni podcast bağımlısı yaptı. Video podcast’ler ile işim olmuyor; ona ayrıca zaman ayırmak lazım.

Podcast’lerin büyük çoğunluğu İngilizce, ama Türkçe podcast dağarcığı da her gün büyüyor, görebildiğim kadarıyla.

Size bazı tavsiyeler:

A History of the World in 100 Objects: British Museum’daki 100 nesneden hareketle, dünyanın tarihi. Müthiş bir anlatım. 100 bölümü de dinlemeden bırakamayacaksınız.

Dan Carlin’s Hardcore History: Tarihe meraklıysanız, en heyecanlı aksiyon kitabından daha sürükleyici.

In Our Time: BBC sunucusu Melvyn Bragg’in ustalıkla yönettiği oturumlar. Tarih ve bilim serileri var.

World History – David Kalivas

The Infinite Monkey Cage: İngilizler bilim ve komediyi birleştirmişler. Hem eğlenceli, hem eğitici, ama İngiliz aksanlarına aşina değilseniz, yarısını kaçırmanız işten bile değil.

The Critical Thinker: Düşünmeyi öğretiyor.

Freakenomics: Kitabı okuduysanız ve beğendiyseniz, Podcast de hoşunuza gidebilir. Ben bir kaç bölümden sonra sıkıldım, açıkcası.

History of Philosophy: Felsefeye meraklıysanız kaçırmayın, ama sıkılıp terketmemek için felsefeye gerçekten meraklı olmanız lazım.

The Big Ideas Podcast: Gerçekten enteresan konular işliyor. Galiba yeni bölümler yapmıyorlar artık.

The Ottoman History Podcast: Tarihe meraklı ve Türk’seniz, kaçmaz! Bazı bölümler tarihçi değilseniz biraz ağır, seçici davranın.

Ve kafanızı boşaltmak istiyorsanız: Cenk ve Erdem rakipsiz… 🙂

Beğendiğiniz podcast’ler varsa paylaşın lütfen.

 

Beğendiğim iPad Uygulamaları – 3: Kalemle Yazıp Çizmek

ipad drawiPad’inizi her yere götürüyor, ama yanınızda defter taşımaktan da vazgeçemiyorsanız, sizi ağaç katliamına ortak olmaktan kurtarabileceğimi umuyorum.  iPad ile klavye kullanmadan yazı yazmak, hatta resim yapmak mümkün, çok da zevkli.

Önce bir kalem edinelim:

iPad ekranına parmağınız ile çiziktirebilirsiniz.  Aşağıda anlatacağım uygulamalarla sonuçlar da çok kötü olmayabilir.   Ancak nihayetinde parmak ile yazı yazmak pek pratik değil.  Hem küçük yazmaya kalktığınızda çok düzgün olmuyor, hem de yorucu.   Bir iki deneme yapmanın ötesinde iPad’inizi bir defter gibi kullanmak istiyorsanız,  iPad aksesuarları satan her mağazada bulunan kalemlerden birini almanızda yarar var.

alupen

Kalemler oldukça çeşitli, hangisini alacağınız da büyük ölçüde bir kişisel tercih meselesi.  Mümkünse deneyerek alın.  Hepsi aynı sonucu vermiyor.   Benim bir müddettir kullandığım,  Just Mobile firmasının Alupen ürünü.  Hantal görüntüsüne karşın, ele iyi oturuyor ve bence iyi sonuç veriyor.  Zaten ödül kazanmış bir ürün.  Müthiş renkleri olduğunu da ekleyeyim.

Kalem hazırsa, gelelim uygulamalara:

AppStore’da arama yaptığınızda onlarca el yazısı ile not alma ve çizim yapma yazılımı göreceksiniz.  Bir kısmı bedava, bir kısmı da app alemi için epey pahalı.  Bazıları, optic karakter tanıma ile el yazınızı bilgisayarın anlayacağı metne dönüştürme iddiasında.   Bu uygulamalardan herhalde 8-10 tanesini indirdim ve denedim.  Sonuçta karar kıldığım az sayıda uygulama şunlar:

upadUPAD: Her türlü not almak için ideal.  Büyüteç benzeri bir özellik sayesinde, kocaman harflerle yazıyorsunuz, yazdıklarınız sayfa üzerinde daha küçük olarak yerleşiyor.  Böylece çok düzgün yazı yazmak mümkün.  Çizim için farklı kalem renk ve uçları var.  Ücretsiz uygulama olan UPADLite’da değişik kağıt desenleri, çok sayıda defter imkanı gibi ihtiyacınız olabilecek pek çok özellik sunuluyor.  PDF ve fotograf üzerine not alıp çizim de yapabiliyorsunuz.  Paylaşım imkanları geniş.  Ücretsiz uygulama bu kadar zengin olunca, ücretlisine para ödeyip keşfetmeye gerek kalmadı.

myscriptMyScript Memo ve MyScript Notes Mobile: MyScript, çok başarılı bir el yazısı tanıma motoru içeriyor.   Kargacık burgacık el yazımla türkçe veya ingilizce yazdıklarımı büyük bir doğruluk oranı ile (%80’i tutturuyor diye düşünüyorum) metne çeviriyor.   MyScript Memo ücretsiz ve oldukça sınırlı imkana sahip.  Notes Mobile, ücretli tam uygulama.  Bu uygulamaların da çok çeşitli paylaşım olanakları mevcut.  El yazısını bilgisayarın tanıyabildiği  metne dönüştürebilmek yepyeni olasılıklar açıyor.

penultimatePenultimate: Penultimate, çok basit ve çok popüler bir yazma/çizme uygulaması.  Penultimate, Evernote tarafından satın alındı.  Penultimate’ta el yazısı ile not alıp, bu yazıyı Evernote’a yüklerseniz, Evernote aramalarınızda el yazısı ile yazdıklarınız da aranıyor!  Eğer çalışıyorsa, Evernote kullanıcıları için büyük bir imkan.  “Eğer” diyorum, çünkü ben Penultimate’ı çok kullanışlı bulmadım ve mütevazı ücretini ödeyip indirmiş olmama rağmen kullanmıyorum.  Ancak eğer el yazınız düzgünse ve çizim de içeren kısa notlar alacaksanız, uygun bir seçim olabilir.

paperPaper: Çizim yapmak için çok şık bir uygulama.  Ücretsiz uygulamayı indirdiğinizde bir kalem, yedi renk ve bir silginiz oluyor. Farklı kalem türleri ve başka özellikleri ücretli.  Kullanımı gerçekten zevkli.  Çizim/resim hevesiniz varsa, deneyin derim.

Şimdi gelelim asıl soruya: Defterimi evde bırakıyor muyum?  Cevap ne yazık ki hayır.  Kağıt-kalem ile daha hızlı, daha okunaklı ve daha esnek yazabiliyorum.  Ancak, iPad’de not aldığımda, bu notları tekrar dönüp bulmak ve yararlanmak daha kolay oluyor.  Bu nedenle, toplantılarda notlarımı gittikçe daha fazla iPad’le almaya başladım.  Çok yazmam veya hesap yapmam gerekiyorsa – ya da risk kaldırmayacak bir durumsa – seçimim hâlâ kalem-kağıt.

Yine de, bir iPad’iniz varsa, bunu mutlaka denemeniz lazım…

Bu serideki diğer yazılar:

Beğendiğim iPad/iPhone (iOS) Uygulamaları – 4: Seyahat Uygulamaları

Beğendiğim iPad/iPhone (iOS) Uygulamaları – 2: Verimlilik Uygulamaları

Beğendiğim iPad/iPhone (iOS) Uygulamaları – 1: İçerik Derleyiciler ve Dergiler

Beğendiğim iPad/iPhone (iOS) Uygulamaları – 2: Verimlilik Uygulamaları

iPad uygulamaları serisinin birincisi oldukça popülerdi.  Bu ikinci yazıda, verimliliğinizi arttıracak uygulamalar üzerinde duracağım.  Seriyi devam ettirecek bir iki başlık daha çıkacak gibi.

Verimlilik deyince, akla hemen iş yaşamına yönelik uygulamalar gelecek.  Ancak aşağıda listeleyeceğim uygulamaların çoğu, özel hayatınızı derleyip toplamada da işe yarayacak cinsten.

Benim deneyimimde, tablet ve diğer mobil cihazların kullanılabilirliğini maksimize etmenin yolu, sahip olduğunuz tüm cihazlardan aynı veri ve uygulamalara  erişebilmekten geçiyor. Yolda iPad’inizi açtığınızda işte bilgisayar başındayken bıraktığınız yerden devam edebiliyorsanız, iş yapma biçimi gerçekten değişiyor.  Uygulama geliştiriciler de aynı fikirde sanıyorum; bu olanaklara sahip uygulamaların sayısı her geçen gün artıyor.

İşte benim kullandığım uygulamalardan bir seçki:

Dropbox: iPad’in usb çıkışı yok, ama dropbox kullanıcısıysanız, yokluğunu hissetmiyorsunuz.  Dropbox size 2GB ücretsiz depolama alanı veriyor ve bu alana yükledikleriniz, windows, mac, iPad, Adroid vb ortamlarda yaşayan dropbox uygulamaları arasında senkronize ediliyor.  Bilgisayarınızda sık kullandığınız dosyaları dropbox dizininde saklarsanız, bu dosyalar iPad’de de yanınızda!  Üstelik, anlık yedeklemeye de sahipsiniz.  Dropbox türünün tek örneği değil.  Box, Sugarsync, MS SkyDrive gibi farklı seçenekler var.  Dropbox’ın kullanımı basit ve beni hiç yolda bırakmadı.

Evernote: Dropbox veya muadili bir yazılımdan sonra mutlaka edinmelisiniz dediğim uygulama Evernote.  Nereye koyacağınızı bilemediğiniz, farklı formatta bir sürü veri, not, yazı, resim vb için sınırları olmayan bir kütüphane evernote.  Gelişmiş etiketleme özellikleri var, ama o kadar hızlı bir arama fonksiyonuna sahip ki, etiketlemeyi kullanmaz oldum.  Paraya kıyıp bir de doküman tarayıcı alırsanız, sahip olduğunuz tüm ıvır zıvırı Evernote’un içine atıp ortalığı temizleyebilirsiniz.  Web sayfasını veya Outlook postasını kesip saklamayı sağlayan güzel uzantıları var.  Evernote, şirket olarak da atılım içerisinde ve anladığım kadarıyla Türkiye pazarı ile yakından ilgileniyorlar.  Listemdeki uygulamalar arasında Türkçeyi tam olarak destekleyen tek uygulama, galiba.  Tüm bu işlevsellik ve ücretsiz!

ToDoIst: Zaman yönetimi konusuna özel ilgim var, bu konuda da bir yazı yazacağım inşallah.  Çok sayıda yöntem ve aracı denedim.  Yeni favorim, todoist.  Çok pratik ve hızlı, PC ve iPad arasında hemen senkronize oluyor.  Temel uygulama ücretsiz.  Şimdilik bana yetiyor.

Quickoffice: Quickoffice için paraya kıyacaksınız.   Az para da değil: $19.99.  Ama MS Office dokümanlarını açıp üzerilerinde çalışmanın başka bir yolu yok ne yazık ki, en azından ben bulamadım.  Sonuçlar mükemmel değil.  Özellikle Powerpoint dokümanlarında beklentiniz çok yüksek olmasın.  Quickoffice’i Haziran ayında Google satın aldı. Bakalım bundan sonra ne olacak?

SimpleMind: Mindmap yöntemini kullanıyor musunuz?  Yapısal olmayan konularda çalışırken mindmap yapmanın işe yaradığına inanıyorum.  (Bu konu da bir yazı adayı, galiba.) SimpleMind, kullanımı kolay bir mindmap uygulaması.  Temel uygulama ücretsiz, ama yükseltme ücretini vermeye değiyor.

Skype: iPad’de de iyi çalışıyor.  Kullanımı kolay, ücretsiz.

Calculator: Bir hesap makinesi lazım tabii.  Calculator’ün kullanımı kolay, ücretsiz.

Bu uygulamaları iPad’inize yükleyin ve dizüstünüzü evde/işte bırakıp çıkın!

Bu serideki diğer yazılar:

Beğendiğim iPad/iPhone (iOS) Uygulamaları – 4: Seyahat Uygulamaları

Beğendiğim iPad Uygulamaları – 3: Kalemle Yazıp Çizmek

Beğendiğim iPad/iPhone (iOS) Uygulamaları – 1: İçerik Derleyiciler ve Dergiler

Beğendiğim iPad/iPhone (iOS) Uygulamaları – 1: İçerik Derleyiciler ve Dergiler

Bir yılı aşkın bir süredir iPad kullanıyorum.  İtiraf etmeliyim ki, yoğun bir dizüstü kullanıcısı olarak bu yeni formatı ilk birkaç ay benimseyemedim.  Sonra ne olduysa oldu, kullanmaya başladım.  Kullanış o kullanış.  Şimdi elimden düşüremiyorum.

iPad, benim için dizüstünden farklı bir kullanım kipi oluşturdu.  Seyahatlere giderken yanıma hem iPad hem de dizüstü almaya başladım, ikisini farklı biçimlerde ve farklı amaçlarla kullanıyorum.  iPad kullanmaktan, özellikle yeni uygulamalar (App için daha iyi bir Türkçe sözcük var mı?) keşfetmekten haz alıyorum.  Zaman içinde epey uygulama keşfettim.  Bir kısmı günlük alışkanlık haline geldi.  Fırsat buldukça, bunları blogumda paylaşacağım.

iPad’i öncelikle okumak için kullanıyorum, dolayısıyla “okuduğum” uygulamalarla başlıyorum:

1. Flipboard: Hala Flipboard’unuz yoksa, hemen edinin.  Bu derleyici, estetik arayüzü ile takip ettiğiniz içerik sağlayıcıları ve sosyal medyalarınızı okumayı zevkli kılıyor.  Ne yazık ki Türkçe desteği sorunlu.  Düzeltmeye çalışıyorlar, ama tam çözülmedi.

2. Zite: Bu da kesinlikle sahip olmanız gereken bir app.  İlgi alanlarınızı öğrendikçe size göre özelleşen bir dergi.  Öğrenme işini iyi yapıyor.  Biraz kullandıktan sonra, birkaç makaleden birinin ilginizi çektiği bir düzeye geliyor.

3. Pocket: Eski adı olan ReadItLater ne işe yaradığını anlatmaya yeterli.  Web’de ilginizi çeken bir yazı gördünüz, okumaya zamanınız yok.  Pocket’a gönderin, yatmadan önce okuyun.

4. Pulse: Flipboard gibi, ama o kadar şık değil.

5. iBooks: Anladığım kadarıyla henüz TR’de kitap satışı yok, ama PDF’leri saklamak ve okumak için de çok iyi bir araç.

5. Dergilerin iPad sürümleri: Kağıt dergi okumak daha çok hoşuma gidiyor aslında.  Ama iPad dergilerindeki yazıların paylaşılabilme imkanı ve tabii ki taşınabilirlik beni iPad’de dergi okuyucusu yaptı.  Özellikle Wired ve Business Week’in app hallerini beğeniyorum.

5. Turkcell Dergilik: Çok sayıda Türkçe dergi.  Bir kısmı bedava.  Daha ne olsun!

Sizin de tavsiyeleriniz varsa, duymak isterim.

Bu serideki diğer yazılar:

Beğendiğim iPad/iPhone (iOS) Uygulamaları – 4: Seyahat Uygulamaları

Beğendiğim iPad Uygulamaları – 3: Kalemle Yazıp Çizmek

Beğendiğim iPad/iPhone (iOS) Uygulamaları – 2: Verimlilik Uygulamaları