Stratejik Planlama Üzerine

Blogumun tüm okurlarının – hadi iflah olmaz aykırıları bir kenara bırakalım, çoğunun – stratejik planlamanın yararı konusunda hemfikir olacağına inanıyorum.   Ne yazık ki Stratejik Planlama biraz diş ipi kullanımına benziyor: Yararına inananların sayısı, uygulayanların sayısından çok daha fazla.

Büyük kuruluşlarda Strateji bölümleri var.  Pazarı ve koşulları araştırıyor, geleceğe yönelik tahminler oluşturuyor ve bazen senaryolar da kullanarak kurumun uzun vadeli hedeflerini ve bu hedeflere ulaşabilmek için stratejilerini tasarlıyorlar; genellikle de bunları şirketin tümünü kapsayan bir süreç dahilinde yapmaya çalışıyorlar.  Maaşını bu faaliyeti yerine getirmek için alan kadrolara sahip olmayan küçük işletmelerde işler daha çetrefilli:   Patronun kafasında bir strateji illa ki var, ama bu strateji  pek çok zaman üzerinde fazlaca düşünülmüş, sorgulanmış, başkalarının katkısı alınmış ve paylaşılmış değil.

Her iki durumda da stratejinin gerçeklerden ve şirketin günlük yaşamından kopuk olması riski var.  Kurumsal örnekte sürecinin resmiliği, küçük örnekte de süreç olmayışı etkin planlamanın önünde potansiyel engeller.

Büyük kuruluşların kendi doğrularını bulmak için yeterince kaynakları olduğuna göre, benim önerilerim daha çok küçük işletmelere:

  • Şirketin potansiyelini gerçekleyebilmesi için dönemsel stratejik planlama mutlaka yapılmalı. Her yılbaşından önce, ya da daha iyisi bütçe dönemi öncesinde.
  • Her konuda olduğu gibi, stratejik planlamada da ne kadar yazıp çizerseniz süreç o kadar verimli olur.
  • Kullanılabilecek enn basit ve etkili yöntem, okurlarımın bildiğine ve tecrübe ettiğine inandığım SWOT analizi. Şirketinizin güçlü ve zayıf yönlerini, önünüzdeki tehdit ve fırsatları düşünün.  Tekrar, tekrar düşünün.  Yaratıcı olun ve kendinizi kısıtlamayın, ama odaklı olmaya özen gösterin.   Altın fiyatlarının düşmesinin bir fırsat yarattığını düşünüyor olabilirsiniz, ama konfeksiyon atelyenizin stratejik planını yaparken aramanız gereken fırsat bu değil. 🙂
  • Katılımcı bir süreç yürütün. Yönetiminizi,  vizyonu olan – ya da vizyonunu geliştirmek istediğiniz – çalışanlarınızı, deneyiminden yararlanabileceğiniz ve güvendiğiniz kişileri dahil edin.  Şirket dışı bir mekânda bir günlük bir toplantı düzenlemek bir fikir olabilir.  Özellikle ilk seferinde profesyonel destek almayı da düşünebilirsiniz.
  • Ve bence en önemlisi: Stratejileri somut aksiyonlara indirgeyin, bu aksiyonların kişi bazında sorumlularını belirleyin ve takip edin. Stratejik planlama entelektüel bir egzersiz olarak her koşulda yararlı, ama işinize etki etmesini istiyorsanız aksiyona dönüştürmelisiniz.
  • Stratejinin ana hatlarını olabildiğince geniş bir kitleyle, anlaşılır bir dilde paylaşın.
  • Ara sıra planınıza bir bakın: Ne düşünmüşsünüz, ne planlamışsınız, gerçekleşmeler nasıl olmuş?  Bu gözden geçirmeyi formelleştirebilirseniz, daha da iyi.
  • Plana körü koruna bağlı kalmayın. Şartlar değişir, planlar da.  Dönemsel olarak yeniden planlama yapmanın altındaki neden de bu zaten.
  • Süreçten öğrenin, seneye daha iyisini yapın.

Stratejik planlamaya ilişkin meramımı, Churchill’in “Planların önemi çok azdır; ama planlama vazgeçilmezdir.” sözüyle, bizim buralardan “Fala inanma, falsız da kalma”yı çaprazlayarak özetleyeyim: Stratejik plana bağlanma, stratejik plansız da kalma!

Reklamlar

Satış Başarısının Sırrı Ölçüm ve Analizde Yatıyor

Genç Girişimciye Tavsiyeler yazı serisini yayımladığımda, satış yönetimiyle ilgili sorular almıştım.   Karşılaştığım bir yazı beni uzunca bir süre sonra bu konuya getirdi ve bu sorulara cevap yazmak bu güne kısmet oldu.

Satış, girişimcinin de, 100 yıllık uluslararası şirketin de temel meselesi.  Özellikle başka kuruluşlara satış yapan şirketler, ana sorumluluğu satış olan ekipler kuruyorlar.  Satış ekiplerinin yapıları, müşteri  ve satış bölgesi bazında sorumluluklarının belirlenmesi, satış için geçerli stratejiler, teknik ve beceriler, hem satış yöneticilerinin hem de üst yönetimin gündeminde daima önceliği olan konular.  Satıcıların genellikle rakamsal satış hedefleri oluyor ve ücretleri de hedef gerçekleşmesine paralel olarak değişkenlik gösteriyor.

Satıştaki temel becerilerin önemli bir kısmı insani ilişkileri kapsadığı için olsa gerek, satış işinin hafif mistik bir havası var.   Satış uzmanlarının başarısı da böyle açıklanıyor genellikle:  Doğuştan satıcı olmak, müşteriyle hemen sıkı fıkı hale gelmek, satış fırsatının kokusunu almak gibi anlaması ve ölçmesi zor faktörler değerlendirmelerde ön plana çıkabiliyor.

Tecrübe, insani ilişkilerde doğal yetenek, çevresel faktörlere duyarlılık bir satış profesyoneli için önemli avantajlar kuşkusuz.  Ancak benim görüşüm, satıştaki başarının temelinde de çok çalışma ve daha önemlisi metodik çalışmanın yattığı yönünde.

Satışta gerçekten rakamlar konuşuyor.  Kastettiğim rakamlar, saış hedefi ya da ürün fiyatları değil:  Satıştaki başarının en iyi göstergesi, satış aktivitelerinin sayıları.  Ne kadar çok müşteri ile temas kurarsanız, ne kadar çok müşteri ziyareti yaparsanız, ne kadar çok teklif verirseniz, teklifinizi ne kadar kısa zamanda hazırlayıp yakın takip ederseniz başarınız da o denli artıyor.  Tersten giderek satış planınızı oluşturabilirsiniz:  Tekliflerin satışa dönüş oranını biliyorsanız hedefe ulaşmak için vermeniz gereken teklif miktarını, buradan gerekli müşteri temas sayısını, belli bir zaman diliminde yapılacak ziyaret adedini hesaplayabilirsiniz.

Aktivitelerin sistematik planlanmasının ve takibinin, tabii ki kalitenin gözetilmesi koşuluyla, satışta başarıyı getiren en önemli faktör olduğuna inanıyorum.    Göreviniz satışsa, sizi hedefe götürecek aktiviteleri belirlemeli ve sistematik olarak yürütmelisiniz.  Satış yöneticisiyseniz  ekibinizin satış hedefine karşı performansını takip etmenin ötesinde, sizin ortamınızda gerekli olan satış aktivitelerini ölçmenin yolunu bulmalısınız ve ölçümlerinizi analiz ederek ekibinizi yönlendirmelisiniz.   Göreceksiniz ki, her dönem hedefini aşan elemanlarınızın asıl sırrı doğuştan satıcı olmak değil, sistematik ve disiplinli çalışmak.

Bana bu yazının ilhamını veren makalenin linki aşağıda:

 The Metrics Sales Leaders Should Be Tracking

Bol kazançlı satışlar dileklerimle!

Genç Girişimciye Tavsiyeler – 6.2: Exit Vakti Gelip Çattığında…

Genç Girişimciye Tavsiyeler dizisinin bu son yazısında, sıra artık girişimcinin hisselerini satarak “exit” etmesine ve para kazanmasına geldi.

Önce zamanlamayı tartışmak istiyorum.  Bazı girişimciler, şirketi kurdukları andan itibaren “çakıp çıkmak” hesabı yapıyorlar, bazıları ise isterse küçük kalsın, yeter ki benim olsun anlayışında.  Bence, hisselerinizi satma zamanınızın gelmesi aşağıdaki koşulların gerçekleşmesi demek:

  • Girişimcilik stresini daha fazla taşıyamadığınızda;
  • Vizyonunuz şirketi daha fazla ileriye götürmeye yetmediğinde;
  • Şirketin geldiği büyüklüğün getirdiği finansal ihtiyaçlar sizi iyice aştığında,
  • Daha büyük bir yapının desteği olmadan pazarda ilerleme imkanlarınız daraldığında;
  • Ya da bu kadar bana yeter deyip hayatınızı değiştirmek istediğinizde

exit vakti geldi demektir.

Tabii exit zamanlamasının bir de aradığınız değeri bulma tarafı var.  Şirketin belli bir hacme ve kârlılığa ulaşması bu açıdan belirleyici.

Exit için şartlar oluşmuşsa, en önemli soru, alıcının kim olacağı. Exit’te teorik seçenekler halka arz, stratejik satış ya da yatırımcıya satış.  Bu yazının okuru girişimciler için pratik seçeneğin stratejik satış olacağını düşünüyorum.  Halka arz için şirketi epey büyütmüş olmak lazım.  Yatırımcıya satarak tam bir exit yapmak da daha düşük bir olasılık.  Muhtemel senaryo, sizin sektörünüzde ya da size yakın bir faaliyet alanında, sizin sahip olduğunuz müşterilere, fikri mülkiyete, pazar payına ya da elemanlara erişmek isteyen bir şirketin hisselerinizi devralması.

İşte işin en zor kısmı bu alıcıyı bulmak.  Standart yöntem, bir danışmanlık firmasına bu görevi vermek ve sistematik bir arayışa girişmek.  Son yıllarda biraz artmış olsa da, Türkiye’de alım satım işlemleri çok sıklıkla olmuyor, alıcı deyince de akla daha çok Türkiye’ye ilgi gösteren yabancı firmalar geliyor.  Arayışınızın sonuç verip vermemesi konjonktüre çok bağlı.  Türkiye’ye ilginin yoğun olduğu bir dönemse, içinde bulunduğunuz segment hareketliyse, şansınız doğal olarak daha yüksek.

Şansınızın daha yüksek olduğu bir başka alıcı kitlesi, ilişkide olduğunuz şirketler.  Müşterileriniz, altyüklenimcisi olduğunuz büyük şirketler, çözüm ortağı olduğunuz firmalar.  Bu nedenle, işinizi son dakikaya bırakmamakta, olası alıcılarla ilişkilerinizi önceden geliştirmekte, onların ihtiyaçlarını tahmin ederek şirketinizi buna göre şekillendirmekte yarar var.

Alıcı adayı ortaya çıktıktan sonra önünüzde zorlu bir süreç olacak:

–       Şirketiniz, “due diligence” adı verilen mali, hukuki, teknik incelemelerden geçecek.  Bu incelemelere son dakikada hazırlanmak kolay değil.  Şirketinizin kurulduğu dönemdeki raporlama eksikleri, yüklenmiş olduğu riskler bile incelemenin başarısızlıkla sonuçlanması için yeterli olabilir.   Bu nedenle, girişimcilere verebileceğim en önemli tavsiye, şirketin ilk gününden itibaren her şeyi usulüne uygun yapılması, düzgün dokümante edilmesi ve arşivlenmesi.   Her şeyiniz şeffaf değilse, özellikle kurumsal alıcının risk algılayıp alımdan vazgeçmesi muhtemel.

–       Satış fiyatı pazarlık edilecek.  Fiyat belirlemek için çeşitli finansal modeler, teknik çalışmalar var.  Ancak her pazarlıkta olduğu gibi, iş alıcının ve satıcının beklentilerinde bitiyor.  Sonradan bir hayal kırıklığı yaşamamak için bu beklentileri erken aşamada test etmekte yarar var.

–       Satış sonrası sizin ve anahtar çalışanların durumu mutlaka konuşulacak.  Alıcı, sizin bir müddet daha yönetimde kalmanızı isteyebilir, anahtar çalışanlarınızın ayrılmayacağına dair güvenceler talep edebilir.

Alıcıyı bulmak için olmasa bile, satış sürecini yönetmek için iyi bir danışmana ihtiyacınız olacak.  Artık Türkiye’de bu hizmetleri veren, değişik sektörlerde uzmanlık kazanmış yeterli sayıda firma var.

Exit’le ilgili olarak anlatmaya çalıştıklarımdan bence en önemlileri, erken tarihten itibaren işinizi düzgün ve dokümante bir şekilde yürütmeniz ve şirketinize alıcı olabilecek, ya da sizi alıcılara yönlendirebilecek bir ilişki ağı oluşturmanız.  Şirketinizi satmaya niyetiniz yoksa da bunları yapın; faydasını görürsünüz mutlaka.  🙂

Genç Girişimciye Tavsiyeler yazı dizisini burada tamamlarken tüm girişimcilere başarılar dilerim.  Bu yazı dizisini okuyacak kadar ilgili, ama henüz girişimci değilseniz:  Girişimcilik her türlü zorluğuna ve stresine rağmen keyifli ve heyecan verici; aklınızın bir köşesinde varsa, yaşamınızın bir döneminde mutlaka deneyin!

Bu dizide yer alan diğer yazılar:

Genç Girişimciye Tavsiyeler – 1: “It’s the execution, stupid!”

Genç Girişimciye Tavsiyeler – 2: Fazla Para Göz Çıkartır.

Genç Girişimciye Tavsiyeler – 3: Muhasebeciniz ve Avukatınız En İyi Dostlarınız Olsun.

Genç Girişimciye Tavsiyeler – 4: İtibarınız Herşeyinizdir.

Genç Girişimciye Tavsiyeler – 5: Görünüşünüz Kimliğinizdir.

Genç Girişimciye Tavsiyeler – 6.1: Exit Üzerine Düşünceler – Hisse Satışı Neden, Ne Zaman, Nasıl Yapılmalı?

Vizyon – Misyon

Tam olarak ne zaman çıktı bilmiyorum, ama en azından ben bildim bileli iş hayatında bir vizyon-misyon meselesi var.  Pek çok yönetim kavramı gibi, vizyon-misyon ikilisi de ne yazık ki bir klişeye dönüşmüş durumda.  Firmalar, danışmanların çalışmaları ya da ISO 9000 uyumu gibi projeler dayattığı için bir misyon-vizyon belirliyor, ama bu çoğu zaman yasak savmadan öteye geçmiyor.  Bir takım örneklere bakarak bir şeyler çiziktiriliyor; bazen de uzun çalışmalar, “dünyayı daha yaşanabilir bir yer yapmak” gibi pratikte pek de işe yaramayacak tanımlarla sonuçlanıyor.

Her şeye rağmen, “misyon-vizyon”un şirketi ve geleceğini hayal etmek için yararlı bir araç olduğuna inanıyorum.  Bence sorun, bu ikilinin neyi ifade ettiğinin ve nasıl oluşturulacağının çok iyi anlaşılmaması.

Misyon ve vizyonun bu güne kadar gördüğüm en iyi tanımını Ege Cansen’in 19.12.2012 tarihli Hürriyet gazetesindeki yazısında okudum.  Ege Cansen, çok beğenerek okuduğum, her yazısından yeni bir şey öğrendiğim bir köşe yazarı.  Ekonomiyi, iş hayatını, Türkiye’nin gerçeklerini çok iyi özümsediğine inanıyorum.   Ege Bey, misyon ve vizyonu şöyle tanımlıyor:

Misyon, stratejik plan yapan iktisadi birimin “ben müşterilerime ne vereceğim ki onlar benim ürünümü gönüllü olarak satın alsınlar” sorusuna verilen cevaptır.

Vizyon, “ben görevimi layıkıyla yaparsam, müşterilerimin bana gösterecekleri teveccüh beni nereye ulaştıracaktır?” sorusuna verilen yanıttır.

Ne kadar net ve anlaşılması kolay, değil mi?  Misyon ve vizyonu bu şekilde düşünmek gerçekten yararlı bir egzersiz.  Bu soruların yanıtı olarak üretilen misyon ve vizyonun uygulanabilir olma şansı da yüksek.

Ege Cansen, her yazısını kendi yarattığı bir aforizma ile bitiriyor.  Bir deneme de ben yapayım: Misyonunu belirleyemeyen işini, vizyonunu belirleyemeyen yönünü bilemez. 🙂

Girişimciler için Teşvikler – 2: Döviz Kazandırıcı Hizmetler için Destek

Eylül ayında, “Döviz Kazandırıcı Hizmetlerin Desteklenmesi Hakkında Tebliğ” yayınlandı.  Tebliğde yer alan desteklerin çoğu daha önce de değişik şekillerde mevcuttu, ancak bu tebliğ ile hem destekler bir araya getirilmiş ve bir miktar iyileştirilmiş oldu, hem de hükümetimiz bazı faaliyetleri ve sektörleri döviz kazanımı için stratejik olarak gördüğünü ve destekleyeceğini ortaya koymuş oldu.  Bu konumlama, bence desteklerin niteliğinden daha önemli.

Desteklenen faaliyet ve sektörler şunlar:

  • Sağlık Turizmi
  • Bilişim Sektörü
  • Film Sektörü
  • Eğitim Sektörü

Ben de bu sektörlerin  sadece kazandırdıkları döviz açısından değil, Türkiye’nin yurtdışında tanıtımı açısından da ülkemiz için stratejik olduğuna inanıyorum.  Tebliğin tanıtımı için Ekonomi Bakanımız Sn. Zafer Çağlayan’ın da katıldığı bir toplantıda sektör temsilcisi olarak konuşmak ve bu görüşlerimi aktarmak imkanı buldum.

Tebliği ekte bulabilirsiniz.  Umarım yararlı olur.

Döviz Kazandırıcı Hizmet Ticaretinin Desteklenmesi Hakkında Tebliğ

Genç Girişimciye Tavsiyeler – 6.1: Exit Üzerine Düşünceler – Hisse Satışı Neden, Ne Zaman, Nasıl Yapılmalı?

Amerikan usulü girişimciliğin nihai hedefi  olan “exit,” Google, Facebook gibi milyar dolarlık hikayelerin etkisiyle, popular kültürün bir parçası oldu.  “Exit” deyince herkes ne kastedildiğini anlıyorsa da yine de bir tanım yapalım:  Exit terimi, kurucuların ve ilk yatırımcıların hisselerini satarak paraya dönmeleri anlamında kullanılıyor.   Girişimcilerin çoğunun bu aşamaya kadar doğru dürüst para kazanmadığını da göz önüne alırsak, exit gerçekten önemli.   Ben bu konuyu geniş olarak ele alacağım ve farklı aşamalardaki hisse satışlarından da söz edeceğim.   Başlamadan önce, finansçı olmadığımı, şirket değerlemesi gibi teknik konulardaki bilgimin amatör düzeyde olduğunu, yazacaklarımın da bir girişimcinin deneyimlerinden ibaret olduğunu belirteyim.

İşe kuruluş aşamasından başlayalım.  “Fazla para göz çıkartır” başlıklı yazımda savunduğum gibi, işi olabildiğince az kaynakla kurmak, mümkünse işin kendisini çevireceği bir kurgu yapmak bence en sağlıklısı.  Ancak ne kadar minimuma da indirseniz, muhtemelen bir ilk yatırım gerekecek.  Kendi öz kaynaklarınız yeterli değilse, yatırımcı ortak bulmak durumundasınız.

Erken aşamada bulacağınız yatırımcı ortak büyük risk alıyor olacak.   Yatırımcı ortağın dışarıdan bir göz olarak riskleri hemen saptayacağından ve başarı şansına ilişkin iyimserliğinin sizden daha sınırlı olacağından emin olabilirsiniz.  Bu nedenle, erken safhadaki yatırımcı ortaklarınıza yatırımları karşılığında kayda değer miktarda hisse vermeniz gerekecek.

Hissedarlarınızı doğru seçtiyseniz ve yatırımcı ortağın katkısının paradan ibaret olmadığından eminseniz, bu fena bir şey olmayabilir.   Yatırımcınız, parasını yatırıp şirket hisselerini aldığında, artık o da sizin ortağınız.  O nedenle, yatırımcı ortağınızı iyi seçin.  Katkısı olmayacak, ya da tam güvenemediğiniz birine yüksek fiyattan hisse satmaktansa, dürüstlüğüne, tecrübesine güvendiğiniz, gerçekten ortağınız olabilecek yatırımcıyı tercih edin.  Doğru yatırımcının getireceği ilişkiler, fikirler, tecrübe, dayanışma, belki kritik bir anda yapacağı bir öneri, paradan çok daha değerli olacaktır.  Potansiyel ortağınızın işler kötüye gittiği bir anda nasıl davranacağını hissetmeye çalışın.  Size destek mi olacak, yoksa sizden önce panikleyip parasının peşine mi düşecek?  Bu aşamada yatırımcınız muhtemelen yakın çevrenizden gelecekse de, söylediklerim sadece şahıslar için değil, VC şirketleri gibi kurumsal yatırımcılar için de geçerli tabii ki.

Yeri gelmişken, hissenin ne kadar dikkatlice harcanması gereken bir kaynak olduğuna dikkat çekmek istiyorum.  Para, teorik olarak sınırsız; pratikte pek böyle olmasa bile.  Ancak hissenin bir sınırı var.  Şirketin %100’ünü dağıtabilirsiniz, %101’ini değil.   Şirketler ilk kurulduğunda para kıt olduğu, hisse bedava bir kaynak gibi göründüğü için, tedarikçileri hisse ile ödemek  gibi bir eğilim olabiliyor.  Para gerekliyse, kendinize gerçek hissedarlar bulun; muhasebecinizi, avukatınızı, web tasarımcınızı ortak yapmayın.

Kıt hisselerinizi gönül rahatlığıyla verebileceğiniz birileri varsa, onlar da şirket çalışanlarınız.  Başarınız çalışanlarınızın elinde.  Özellikle yeni kurulmuş bir şirketseniz, size inanan ve şirketin yeniliğinin riskini sizinle bir ölçüde paylaşan çalışanlarınız için şirket hisselerinin bir kısmını ayırın, bu hisselerin miktarını ve paylaşım yönetimini baştan belirleyin.   Anladığım kadarıyla yeni Türk Ticaret Kanunu opsiyon gibi enstrümanlara da imkan tanıyor ve manevra alanını genişletiyor.  Her koşulda, mali müşavirinize danışarak ilerleyin.

Birkaç yönetici ortak şirketi kurdunuz,  yatırımcı ortağa bir pay verdiniz, hisselerinizin bir kısmını da çalışanlarınız için ayırdınız.  Hisse hareketleriniz muhtemelen bununla sınırlı kalmayacak.  Şirketi büyütmeyi başarırsanız, şu nedenlerden ötürü yeni hissedarlara ihtiyaç duymanız muhtemel:

–          Şirketin büyümesini ek mali kaynakla desteklemek

–          Daha büyük işlere girebilmek için daha geniş bir finansal zemine kavuşmak

–          Büyüyen şirketinin, büyüyen risklerini kötü günlerde göğüsleyebilecek daha güçlü bir ortağa sahip olmak

–          Yeni pazarlara, yeni müşterilere erişebilmek

–          Güçlü bir ortakla pazara güven vermek

–          Nihai bir exit’in altyapısını hazırlamak

Yeni hissedara neden ihtiyacınız olduğunu net olarak belirleyebilirseniz, seçimi de o kadar doğru yapabileceksiniz demektir.  Belli bir büyüklüğe ulaşmayı başarmışsanız, bu aşamada kurumsal yatırımcılarla, kurumsal süreçlerden geçeceksiniz.  İleride exit ile ilgili yazacaklarım, bu aşama için de geçerli olacak büyük ölçüde.

Ara dönemde yapacağınız hisse satışı muhtemelen sermaye artışı şeklinde olacak.  Yani sizin hisseleriniz azalacak ve yeni para şirkete sermaye olacak.  Işler iyiyse ve yeni kaynak ihtiyacı sınırlıysa, belki kurucu hissedarlar veya ilk yatırımcılar da bu aşamada bir miktar hisse satabilir, ya da ilk yatırımcılar tamamen çıkabilir.

Şirketi birkaç ortak kurdunuz, hisselerin bir kısmını çalışanlara ayırdınız, yatırımcı ortağınıza hisse verdiniz; 3-5 yıl sonra yeni hissedarlarla sermaye arttırdığınızda hisseleriniz yeniden azaldı.  Hissenin ne kadar kıt bir kaynak olduğunu görüyorsunuz, değil mi?

Bundan sonraki aşama, nihai hisse satışınız, yani exit.  O da bir sonraki yazıya kaldı. J

 

Bu dizide yer alan tüm yazılar:

 

Genç Girişimciye Tavsiyeler – 1: “It’s the execution, stupid!”

 

Genç Girişimciye Tavsiyeler – 2: Fazla Para Göz Çıkartır.

 

Genç Girişimciye Tavsiyeler – 3: Muhasebeciniz ve Avukatınız En İyi Dostlarınız Olsun.

 

Genç Girişimciye Tavsiyeler – 4: İtibarınız Herşeyinizdir.

 

Genç Girişimciye Tavsiyeler – 5: Görünüşünüz Kimliğinizdir.

 

Genç Girişimciye Tavsiyeler – 6.1: Exit Üzerine Düşünceler – Hisse Satışı Neden, Ne Zaman, Nasıl Yapılmalı?

Girişimciler için Teşvikler – 1: TeknoGirişim Sermayesi Desteği Programı

Devletimizin girişimciler için sağladığı pek çok imkan var.  Ne yazık ki bunlara tek kaynaktan ulaşmak pek kolay değil, bildiğim kadarıyla.  Elime değişik vesilelerle bu bilgiler geçtikçe blogumda paylaşmayı planlıyorum.  Böylece hem bu bilgiyi biraz daha yaygınlaştırırım, hem de bir yerde biriktirmiş olurum diye düşünüyorum.

İlk örnek, TeknoGirişim Sermayesi Desteği Programı.  Bu desteğe başvurmuş ya da yararlanmış olan okuyucular katkıda bulunurlarsa çok yararlı olur.

Program ile ilgili dosyanın linki için tıklayın: TeknogirisimSermayeDestegi

Farklı desteklerle ilgili bilgi ve belgeleri eklemeyi sürdüreceğim.