Gordon Bell, 1972 Yılında 2020 ve hatta 2030 için Ne Demiş?

gordonbellyoung

1970 ve 80’lerde Digital Equipment Corporation (DEC) diye efsane bir bilgisayar şirketi ve bu şirketin mühendislik işlerinin başında Gordon Bell diye efsane bir yönetici vardı. Gordon Bell, taaa 1972 yılında müthiş bir öngörüde bulunmuş: Her on yılda bir yeni bir bilgisayar kuşağının ortaya çıkacağını ve önceki kuşakları gölgede bırakacağını bir yasa olarak ifade etmiş. Bunu yaparken, Moore’un 1965’de yasalaştırdığı “işlemci gücü her iki yılda bir ikiye katlanır” gözleminden yararlanmış mutlaka, yine de 1970’lerde böyle bir öngörüde bulunmanın çok iddialı ve dahiyâne olduğu teslim etmek gerek.

Tarih Bell’i utandırmamış:

1960’lar Anabilgisayarlar (Mainframe)

1970’ler Mini bilgisayarlar

1980’ler Kişisel bilgisayarlar (PC)

1990’lar Internet ve ağa bağlı bilgisayarlar

2000’ler Bulut’ta bilgi işlem

2010’lar Akıllı telefon ve diğer mobil cihazlar

Geçmişe bakmak kolay ve zevkli, ancak bu tür yasaların gücü, geleceği kestirmemize yardım etmelerinde saklı. 2020’lerin yeni bilişim dalgası ne olacak? Peki 2030’ların?

2020’lere geldik sayılır; demek ki 2020’lere damgasını vuracak teknoloji daha bugünden sorunları çözülmüş, yaygın kullanımda, “patlamaya hazır” olmalı. Bunun için en iyi aday Nesnelerin İnterneti, başka bir deyişle bilgi teknolojilerinin “zekâ”sının sensör ve kontrol birimleri yoluyla fiziksel dünyamızın her unsuruna nüfuz etmesi.

2030’ları tahmin etmek daha zor. Belki şimdi konuşulmaya başlayan bir teknoloji kitlesel kullanıma doğru yayılacak, belki evrilerek başka bir şeye dönüşecek, belki de teknolojik gelişimin artan hızı sayesinde önümüzdeki yıllarda bugünden öngöremediğimiz bir yenilik doğacak. Tüm belirsizliğe rağmen ben yine de kendi tahminimi paylaşayım, nasıl olsa 2030’a kim öle, kim kala. 🙂

2030’lar Yapay Zeka ve Robotik çağı olacak gibi duruyor, bana sorarsanız. Diyeceksiniz ki, bunlar zaten gündemde, hatta makineler satranç şampiyonlarını, Go şampiyonlarını yeniyor, telefonumuz ne dediğimizi anlıyor, biz binmesek de taşıtlar kendilerini kullanıyor. Ancak daha yolun çok başındayız. Bir benzetme yapmak gerekirse, bilgisayar ağları ve internet 1980’lerde az çok kullanılıyordu, ama çağa damgalarını vurmaları 1990’larda başladı. 2000’lerde ise duymayan, kullanmayan kalmamıştı. 2030’ların yapay zekası da, “demo” düzeyindeki bugünkü uygulamalardan çok farklı olacak. Malımızı, mülkümüzü, zamanımızı, sağlığımızı, canımızı gönül rahatlığıyla makinelere emanet edeceğiz.

Tahminlerin isabetini 2035’de birlikte değerlendiririz inşallah; yapay zeka asistanlarımız bize, biz ortada yoksak digital klonlarımıza, hatırlatır nasıl olsa. 🙂

Reklamlar

Teknolojide Gerçek Devrim: Nesnelerin İnterneti, Büyük Veri ve Bulut Bilişimin Kesişimi

nestBundan önceki üç yazımda, bilgi teknolojilerindeki üç önemli gelişmeyi ele almıştım: Nesnelerin İnterneti, Büyük Veri ve Bulut Bilişim.  Her biri devrim niteliğindeki bu gelişmeler birbirlerini destekliyor ve hızlandırıyor.  Üçünün kesişimi, bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz senaryoların sonunda gerçeğe döneceği günleri yaklaştırıyor.  Bu yazımda,  bu teknolojilerin kesişiminin bize sunduğu yeni olanakları kısaca ele almak ve bu üçlü arasındaki etkileşimi vurgulamak istedim.

İki senaryo örneği vererek başlayacağım.  Birinci örnekte, evinizin termostatı, sizin yaşam alışkanlıklarınızı takip ediyor ve öğreniyor, bunu farklı saatlerdeki enerji fiyatları gibi bilgiler ile harmanlayarak, sizin bir şey yapmanıza gerek kalmadan, evinizi her saatte en uygun sıcaklıkta tutuyor.  İkinci örnekte ise, sabah 08:00’deki uçağınıza yetişmek için alarmını 05:00’e ayarladığınız telefonunuz, uçak rezervasyonunuz olduğunu sizden habersiz akıl ediyor, uçağın kalkış saatindeki rötarı öğrenip, uyanma saatinizde size bildiriyor.

Bu iki senaryonun ikisi de gerçek.  Birincisi Nest’in akıllı termostatı, ikincisi ise Google Now.  İki senaryo da çok basit görünse de, perde arkasında devrimin üç silahşörlerinin yoğun mesaisi var: Termostat, nesnelerin internetinin bir örneği.  Isı tercihlerinizi buluta gönderiyor.  Bulutta size ait bilgiler, çok sayıda başka kullanıcının kullanım bilgileri ile harmanlanarak, size özel program oluşuyor.   Google Now örneğinde de, bulutta yer alan bilgilerinizi – elektronik postalarınız, rezervasyonlarınız – tarayan uygulama, uçağınız olduğunu anlıyor ve bu bilgiyi ve alınacak aksiyonları size özelleştiriyor.

Bu heyecan verici uygulamalara proaktif ya da öngörülü uygulamalar demek mümkün.  Artık bilgisayardan ne istediğinizi net olarak ortaya koymanız şart değil.  Bilgisayar, daha doğrusu buluttaki uygulamalar, size özel bilgileri büyük veriden damıtılmış akılla şekillendiriyor, sizin bir şey yapmanıza gerek olmadan proaktif olarak aksiyon alıyor.

Bu denklem bir kere kurulduktan sonra yapılabilecekler neredeyse sonsuz.   Seyahate çıkacağınızı ve evin  boş kalacağını anlayan bulut uygulamaları, termostatı, evin güvenliğini, enerji harcamasını sizin müdahaleniz olmadan doğru şekilde ayarlayabilir.  Trafiğin sıkışık olduğunu anlayan ve boş park yerlerinin azaldığını gören uygulamalar, sizi 15 dakika erken uyandırabilir.

Bu basite indirgenmiş senaryolar olmasa da olur dediğinizi duyar gibi oluyorum.   Günlük yaşamımızda neyin işe yarar, neyin sinir bozucu olduğunu tercihlerimizle belirleyeceğiz.  Bu teknolojilerin ve büyük verinin anında işlenerek özelleştirilmesine dayanan proaktif uygulamaların asıl önemli katkıları, sağlık, enerji, eğitim, güvenlik, tarım gibi yaşamsal alanlarda olacak.   Alarmım erken çalmayı akıl etmese de olur, ama yaşamsal verilerimi sürekli gözleyen, bu verileri büyük veriden elde edilmiş istatistiki akılla yorumlayarak sağlığımı yönlendiren, acil durumda daha ben farkına varmadan doktorumu çağıran uygulamalara her zaman kapım açık. 🙂

Bilgi teknolojilerinin bu yeni gücü, iş dünyasının her alanına hızla yayılacak.  İnternet’in yaygınlaşma dalgasında olduğu gibi, yeni dünyaya ayak uyduranlar için yepyeni fırsatlar doğacak; ayak sürüyenlerse geride kalacaklar.  Bireyler, işletmeler ve ülke olarak stratejimizi geciktirmeden oluşturmalı ve kazanan tarafta yerimizi almalıyız.

Bu serideki diğer yazılar:

Teknolojide Yeniden Devrim Zamanı: Bulut Bilişim

Teknolojide Yeniden Devrim Zamanı: Nesnelerin İnterneti

Teknolojide Yeniden Devrim Zamanı: Büyük Veri